Yalnız bir şehir,Zamanın küllerinden örülmüş bir rüya gibi susar.Kaldırımları, unutulmuş bir ağıtın hecesi...Rüzgâr, geçmişin nabzını taşır taşlara.Duvarlarında yankılanır eski bir bakış,Her çatlak, bir kalbin kırığıdır.Gölgeyle örtülmüş anılar,Cam kenarında solgun bir ışık gibi bekler hâlâ.Yalnız bir şehir,Kalabalığın içinden geçip kendine varamayan.Adımlar çoğalır, ama hiçbiriKendi sessizliğine ulaşmaz.Bir çocuk kaybolur zamanın kıvrımında,Ağlayışı taşlara değil, tarihe çarpar.Gökyüzü, kurşuni bir sessizlikleHer gece biraz daha çöker üstüne.Yalnız bir şehir,Bir kalbin son nabzı gibi ağır.Bir kadının geçmişe bakan gözleri gibi sisli.Bir ağıtın unutulmuş hecesi gibi yarım.




