Kitaptan · Sayfa 137

Sana Çıkmayan Yollar

Ses kaydı yakındaHülya Kazi okuyor
—

Tam unutmanın kıyısına varmıştım,senden kalan son ışığı daiçimden söküp atacaktım.

Yaralarım tenime karışmış,kalbim kendi sessizliğindeuyumayı öğrenmişti.

Sonra sen geldin.

Bir mevsim gibi değil,mevsimleri şaşırtarak.

Yazın ortasındaavuçlarıma kar bıraktın.

Ben yeniden çiçek açmaktan değil,hangi kışa uyanacağımdan korktum.

Çünkü bazı ayrılıklar gitmez;yalnızca görünmez olur.

Bir yastığın boş tarafında,yarım bırakılmış bir cümlede,gecenin ansızın uzayan bir saatindeoturup seni bekler.

Ben seni en çokkimsenin bilmediği saatlerde özledim.

Ay kendi yalnızlığını taşırken gökyüzünde,ben penceremdesana çıkmayan yolları saydım.

Olmuyor böyle uzaktan.

Aynı gökyüzü yetmiyor bize.

Yağmur aynı yağmur olsa dabaşka başka pencerelerden bakıyoruz dünyaya.

Ben seni bir hatıradan değil,hiç yaşanmamış bir hayattan özlüyorum.

Aynı masaya konmamış iki fincan gibi,aynı pencereye düşmemiş iki gölge gibi,birbirine varamadanaynı hikâyede kalan iki yol gibi.

Belki de insanen çok yaşayamadığını özlüyor;hiç başlamamış bir sabahı,söylenmemiş bir cümleyi,kendisine hiç verilmemişbir hatırayı bile.

Ama senbaşka gözlere döndüğündeiçimde bir şehir devriliyor.

Kimse duymuyor.Ben enkazımı geceleri topluyor,sabah oluncahiçbir şey olmamış gibi gülüyorum.

Sonra aynaya bakıphangi yanımın senden önce,hangi yanımın senden sonrakaldığını ayıramıyorum.

Oysa benunutmayı öğrenmiştim.

Kalbimin kapısına kilit değil,duvar örmüştüm.

Sen geldin.

Elinde hiçbir anahtar yokkeniçeri girdin.

Şimdi ne sana varabiliyorum

ne senden dönebiliyorum.

Aramızda yollar değil,söylenmemiş onca şey uzuyor.

Gel.

Uzun uzun konuşmayalım bile.

Bazen iki insanın birbirine söyleyeceğien büyük cümleaynı sessizlikte kalabilmektir.

Biraz yanımda dur.

Öyle sahici ol kiaramızdaki yollarkendi uzunluğundan utansın.

Ve öyle kal ki—gece sabaha varmayı,yollar uzak olmayı,zaman dabizi ayırmayı unutsun.

Hülya Kazi
0:00