Anadolu’da kadın olmak,yalnızca ekmek yoğurmak değildir;bazen kendi kaderiniiki avucunun arasındayeniden mayalamaktır.
Saçlarında kekik kokusu,eteğinde çocuk sesleri,gözlerinin bir yanında sevda,öte yanında memleket taşır.
Güler…Bir avlu genişler gülüşünden.
Sever…Kurumuş bir dalın ucundabahar şaşırır kendine.
Ama sanmayınhep boynunu büker rüzgâra.
Bir yanı gelinciktir onun;dokunsan incinir.
Bir yanı dağ kekiği—ezildikçe kokusunubırakır dünyaya.
Kimi İzmir’de denize bakar,adını söyleyemediği birini düşünür;kimi bir dağın gölgesinde büyür,kimi bozkırın ortasındasaçlarına güneşi takar.
Aynı değildir hikâyeleri,aynı yerden kanamaz yaraları.
Ama bilir kadın;düştüğü yerden kalkarkeneteğindeki toprağı silkeleyipyeniden güzel yürümeyi.
Çünkü Anadolu’da kadın,ne yalnızca sabırdırne yalnızca yara.
Biraz toprak,biraz ateş,biraz kahkaha,biraz da kimseye göstermediğiderin bir denizdir.
Ve hayatonu kaç kere eksiltirse eksiltsin,o, kalbinin bir yerindemutlaka bir bahar saklar.




